EN ZEVKLİ MATEMATİK
  Atatürk ve Matematik
 
http://www.merih.net/ata/kutani.gifhttps://img.webme.com/pic/e/emreozsari/ataturk1.gif

          Günümüzün bilim ve teknolojisinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğulara, yanlışlara ve dile sahiptir. Bir dile sahiptir diyorum çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya "üçgen, kare, dikdörtgen, çember, daire vb.." gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik. Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye. Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'tür.
          Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş bir matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller; müselles, murabba veya hatt-ı mümas gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz. Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna siz de hak verirsiniz elbet. Bir düşünün "Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir." Cümlesinden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe'sine çevirebilir ama bir çoğunuz gibi ben de bu cümleyi ilk okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım. Oysa bu cümle "üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir." Demektir. Belki sadece bu cümledeki kavram anlaşılmazlığı bile bize Atatürk'ün bu konuda matematiğe ve dolayısıyla diğer ilimlere ne denli değerli bir çalışma bıraktığını anlamamız için yeterli olacaktır. Mesela, Müselles sözcüğünü ele alalım. Müselles Arapça 'sülüs' sözcüğünden türetilmiştir. Arapça'daki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, Arapça bilmeyenler için oldukça zordur. Sülüs sözcüğünün Türkçe'de karşılığı 'üç' kelimesidir. Üç'ün yanına 'gen' getirirsek üçgen sözcüğü oluşur. Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır. Atatürk'ün matematik dünyasına kazandırdığı diğer bazı terimlerden de şöyle örnekler verebiliriz;
 

Yeni İsmi
 
Bölen
Bölme
Bölüm
Bölünebilme
Çarpı
Çarpan
Çarpanlara Ayırma
Çember
Çıkarma
Dikey
Limit
Ondalık
Parabol
Piramit
Prizma
Sadeleştirme
Pay
Payda
Teğet
Eski İsmi
 
Maksumunaleyh
Taksim
Haric-i Kısmet
Kabiliyet-i Taksim
Zarb
Mazrup
Mazrubata Tefrik
Muhit-i Daire
Tarh
Amudi
Gaye
Aşar'i
Kat'ı Mükafti
Ehram
Menşur
İhtisar
Suret
Mahrec
Hatt-ı Mümas
          Bu Arapça kökenli kelimelerle matematik yapmanın ve yapılanların ne ifade etmek istediğini anlayarak çağdaşlık yolunda ilerlemenin ne denli zor ve zahmetli olacağını anlatmaya gerek olmasa sanırım. Atatürk'ün bulduğu bu ve bunlar gibi bir çok terimler günümüzde hala geçerliliğini korumakta ve matematiği bizler için daha anlaşılır kılmaktadır.
         Atatürk bu terimlerin yer aldığı 1937 yılında yayımlanan bir de geometri kitabı yazmıştır. Bu kitapta kullanılan yeni terimler ayrıntılarıyla açıklanmış ve üzerlerine örnekler de verilmiştir. Bu kitap geometri öğretenlere ve bu konuda 
bilgi edinmek isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır.
          Mustafa Kemal bu geometri kitabını yazarak matematiğe daha anlaşılır yeni terimler kazandırmak isteğini Sivas'ta girdiği bir geometri dersinde ortaya koymuştur. Atatürk 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas'a gitmiş ve 1919 yılında Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir geometri (o zamanki adıyla hendese) dersine girmiştir. Bu derste öğrencilerle konuşmuş ve geometri üzerine çeşitli sorular yöneltmiştir. Ders esnasında eski terimlerle matematik öğreniminin ve öğretiminin zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk "Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır." Diyerek bu konudaki kesin yargısını açıkladıktan sonra, dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır. Bu sırada derste Pisagor teoremini de çözümlemiştir.
          Elbette ki, matematik ve geometri bilgisi yeterli olmayan bir insanın bilimsel ve dolayısıyla toplumsal açıdan bu denli önemli bir çalışmayı ortaya çıkararak nesiller boyu kabul edilebilir bir forma sokması mümkün değildir. Böylece Atatürk sadece siyasi ve idari alandaki dehasıyla değil, sayısal dünyadaki üstün başarısıyla da karşımıza çıkmış oluyor.   
          Sizin de gördüğünüz gibi Atatürk’ün yaşamında matematiğin önemi bugüne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmeninin ona "Kemal" ismini vermesinden çok ötedir. Matematiğin bilimsel gelişme acısından anlaşılır bir dilde öğretilmesi gerektiği düşüncesi ve bu konudaki çalışmaları sayesinde bize kazandırdığı onca güzelliğe bir yenisini daha eklemiştir. Umarım bu yazıyla birlikte onun başlattığı bilimsel gelişme arzusunun bizler için de ne kadar gerekli olduğunu hatırlar ve bunun yanında sade ve anlaşılır bir dile sahip olmanın bir toplumda her alanda ne denli gerekli olduğunu daha iyi anlamış oluruz.
 





Ataturkun yazdigi geometri kitabiAtatürk, Sivas Kongresi’nin toplandığı Sivas Lisesi’ne, Lise Müdürü ve Matematik öğretmeni Ömer Beygo ve Başyardımcısı Felsefe öğretmeni Faik Dranaz ve
öteki ilgililerle Kongre salonuna geldiler. Burada önce, 4 Eylül 1919
da tarihî kongrenin toplandığı Kongre salonunu ve özel odasını gezdi ve
o günkü dekoru aynen korunan bu oda ve salonda o güne ait hatıralarını
anlattı. Sonra topluluk halinde Lisenin 9/A sınıfında programdaki
Hendese (Geometri) dersine girdi. Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya
kaldırdı. Öğrenci tahtada çizdiği koşut iki çizginin başka iki koşut
çizginin kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte
zorluk çekiyor ve yanlışlıklar yapıyordu. Bu durumdan etkilenen Atatürk, tepkisini, “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez. Dersler, Türkçe, yeni terimlerle anlatılmalıdır.” dedi ve tebeşiri eline alıp, tahtada çizimlerle “zaviye”nin karşılığı olarak “açı”, “dılı” nın karşılığı olarak
“kenar”, “müselles”in karşılığı olarak da “üçgen” gibi Türkçe yeni
terimler kullanarak, bir takım Geometri konularını ve bu arada
Pythagoras teoremini anlattı.

Atatürk, dilimize karşılığı “koşut” olan “muvazi” kelimesinin yerine kullandığı “paralel” teriminin
kökenini açıklarken Orta Asya’daki Türklerin, kağnının iki tekerleğinin
bir dingile bağlı olarak duruş biçimine “para” adını verdiklerini
anlattı.
Atatürk, bu derste aynı zamanda ders kitaplarının birkaç ay içinde Türkçe terimlerle yazdırılıp bütün okullara ulaştırılmasını emir
buyurdu.
(Önerkol: “Tarihsel Bir Anı”, Bilim ve Teknik: Kasım 1981, Sayı: 180, s. 16.)

ATATÜRK GEOMETRİ KİTABI YAZDI:

A. Dilaçar Anlatıyor:

“Geometri kitabını Atatürk, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce Üçüncü Türk dil
Kurultayı (24-31 Ağustos 1936)’ından hemen sonra 1936-1937 yılı kış
aylarında Dolmabahçe Sarayı’nda kendi eliyle yazmıştır.
1936 Sonbaharında bir gün Atatürk beni, Özel Kalem Müdürü Süreyya
Anderiman’ın yanına katarak Beyoğlu’ndaki Haşet Kitabevi’ne gönderip
uygun gördüğümüz Fransızca Geometri kitaplarından bir tane aldırttı.
Bunlar Atatürk’le birlikte gözden geçirildikten sonra, yazılacak
Geometri kitabının genel tasarısı çizildi. Bir süre sonra ben ayrıldım
ve kış aylarında Atatürk bu eser üzerinde çalıştı. Geometri kitabı bu
emeğin ürünüdür.
(Dilâçar, A. : “Geometri” kitabının “Önsöz”ü, Türk Dil Kurumu Yayını, 1981, s. V)

Atatürk’ün, 10 Ocak-9 Mart 1937 tarihleri arasında yazdığı bu eseri, Millî Eğitim
Bakanlığı tarafından 1937 yılında Devlet Basımevi’nde bastırılmıştır.
“Geometri” adını taşıyan bu kitapta bu adın hemen altına şu kayıt
düşülmüştür:
“Geometri öğretenlerle bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığı’nca neşredilmiştir”.

ARIKAN’IN GEOMETRİ KİTABI HAKKINDAKİ EMRİ

Kültür (Milli Eğitim) Bakanı Saffet Arıkan, 1937-1938 Öğretim Yılında
ilkokulların dördüncü ve beşinci sınıflarında okutulacak Hendese
(Geometri) ve Hesap (Matematik) kitapları hakkında 15 Ekim 1937
tarihinde şu yazılı emri verdi:
“Atatürk tarafından yazılan eser asıl olmak üzere, buna uyan herhangi kitaptan (Hesap+Hendese) okutulması.”

15.X.1937
S. Arıkan

GEOMETRİ KİTABI HAKKINDA EMRİ:

Asım Us anlatıyor:

“Atatürk, (Elâziz) seyahati esnasında Sivas’a uğradı. Burada bir okulda (Sivas
Lisesi) talebeyi imtihan ederken Hendese (Geometri) terimlerinin halâ
eskisi gibi devam ettiğini görmüş. Resimler üzerinde gama, delta gibi
harfler konulmuş. Bundan canı sıkılmış. Derhal, Atatürk’ün yanında
bulunan Celal Bayar, Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a yazdığı bir
telgrafla bu kitapların okullardan kaldırılmasını bildirmiş. Meğer
evvelce verilen bir karara göre kitapların eski tarzda basılmakla
beraber yeni terimlerin de liste şeklinde kitaba eklenmesi
gerekiyormuş. Devlet Basımevi bu eki yetiştiremediği için okullara
gönderilememiş.
Başbakan Celal Bayar, Millî Eğitim Bakanına bu Hendese kitabının kaldırılmasını bildirince, Saffet Arıkan’ın cevabı şu
oldu: “İlk irşadınıza bendeniz mazhar oldum.”
(Us, Asım: Asım Us’un Hatıra Notları, 1966, s. 232, 234)


 
  Bugün 9 ziyaretçi (44 klik) kişi burdaydı!